“Dokunulmazlığa ihtiyacım yok...
Dilekçem burada!
Korkuyla siyaset yapan biri değilim.
Hadi hesaplaşın CHP’nin Genel Başkanı’yla...”
CHP lideri Kılıçdaroğlu, AKP’ye meydan okudu: Ben sizin özel yetkili mahkemelerinizden korkmam, beni onların savcılarıyla yıldıramazsınız. Siz kim oluyorsunuz! Siz kime diz çöktürmek istiyorsunuz? Ben sizden çekinmem, sadece milletimin önünde eğilirim.
Dokunulmazlığımı
kaldır, korkmuyorum
Grup konuşmasında kürsüden dilekçesini gösteren CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Korkuyla siyaset yapanlardan değilim. Hesaplaşmak istiyorsan kaldırın dokunulmazlığımı” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik soruşturma açılması ve fezleke hazırlanması CHP Grubu’nda protesto edildi. CHP Grup Başkanvekilinin okuduğu Kılıçdaroğlu’nun sözlerini diğer milletvekilleri ve salonda bulunanlar ayağa kalkarak hep bir ağızdan tekrar etti. Kılıçdaroğlu’nun sözleri tüm milletvekilleri tarafından tekrarlanmış oldu. Partisinin grup toplantısına cebinde altına imza attığı milletvekili dokunulmazlığı kaldırılmasına ilişkin dilekçeyle katılan Kemal Kılıçdaroğlu, kürsüden Başbakan Erdoğan ve AKP’ye seslenerek, “Benim dokunulmazlığa ihtiyacım yok, dilekçem burada grup toplantısından sonra göndereceğim. Ben korkuyla siyaset yapanlardan değilim. CHP Genel başkanı ile hesaplaşmak mı istiyorsun kaldırın dokunulmazlığımı” dedi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
İnsaf denen bir şey var
“Başbakan’a sormak istiyorum şiir okuduğu için hapse atılmakla, kitap yazdığı için hapse atılmak arasında ne fark var. Dünün mazlumu bugünü zalimi oldu. Her şeyimiz eksikti bir de terörist Genelkurmay başkanımız oldu. Özel yetkili savcıların daha yaratıcı olmalarını bekliyorum daha iyi espriler bulabilirler. Ama bir şeyi merak ediyorum genelkurmay başkanı terörist olursa Başbakan’ı ne olur. Allah size akıl fikir izan versin. İnsaf denen bir şey var. Onları ciddiyete davet ediyorum ama içimden geldi söylemeden yapamayacağım mizah dergilerine havale ediyorum. Sayın İlker Başbuğu bu hükümetin onayıyla orgeneralliğe terfi etti, kuvvet komutanlığına getirildi ve genelkurmay başkanı oldu. Nasıl oluyor da bütün bunlardan sonra böyle bir tabloyla karşılaşıyoruz.”
Hâlâ savcısı mısınız?
İki ihtimal bulunduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Ya başbakan İlker Başbuğ’un terör örgütü yönettiğini biliyordu ama suç çıkarmadı. İkinci ihtimal Başbakan İlker Başbuğ’un terör örgütü yönettiğini bilmiyordu. Bu daha büyük bir suç o kadar istihbaratın var ama bunu bilmiyorsun. Bir ihtimal daha var. Ben biliyordum ama gücüm yetmiyordu şimdi gücüm yettiği için içeri aldırdım. O zaman demek ki mahkemeler sizin emrinizde. Sayın başbakan siz bu davanın hala savcısı mısınız. Herkesi demokrasi ve hukuka bağlı olmasını istiyorum. Hukukun üstünlüğüne ve kamu vicdanına inanacağız” dedi.
Darağacına da çıkartsanız diz çökmem
Hakkında açılan soruşturma ve hazırlanan fezleke için sert konuşan Kılıçdaroğlu, “Ben sizin özel yetkili mahkemelerinizden korkmam onların savcılarıyla yıldıramazsınız. Siz kim oluyorsunuz. Siz kime diz çöktürmek istiyorsunuz. Ben sizden çekinmem ben sizin ağa babalarınızdan da çekinmem. Ben sadece milletimin önünde eğilirim. Beni hapse atmak değil darağacına da çıkartsanız söyleyeceğim budur” diye konuştu. “Hiç merak etmeyin. Hukukun üstünlüğü nedir onlara öğreteceğiz. Bu ülkede herkesin demokrasi ve özgürlük isteme hakkı var. Onlara öğreteceğiz” diye konuşan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Gönül isterdi ki bu günü demokratik bir ülkenin basın emekçilerinin bayramı olarak kutlayalım. Demokrasi özgür medya ile vardır. Medyanın sesini kısmak demokrasinin sesini kısmaktır. O ses İzmir’de dayak yiyen sesidir. O ses kendi uçağıyla bombalanıp öldürülen 35 kişinin sesidir.”
12 Eylül’de bile görülmedi
Kılıçdaroğlu, bugün itibariyle 97 gazetecinin içeride tutulduğunu söyledi. Bunların 18’inin kadın olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Bu 12 Eylül’de bile görülmemişti. Seçimden sonra hapse atılan gazeteci sayısında büyük bir artış var. Hapisteki gazeteci sayısı açısından dünyada ikinciyiz. Bugünü Çalışan Gazeteciler Bayramı yapan 50 yıl önceki meslektaşlarının kahramanca direnişini bugünkü gazeteci arkadaşlarıma hatırlatmak isterim. Ben kahramanca direnen o gazetecilerin önünde saygıyla eğiliyorum. 2012 Türkiye’sinde basın özgürlüğü açısından 10 Ocak 1961’in gerisindeyiz.”
İstihbaratı nereden aldınız sormaya devam edeceğiz
Uludere’de öldürülen vatandaşların nasıl öldürüldüğünü sormaya devam edeceklerini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, “Önce bu bombalama oluyor, sonra emekli genelkurmay başkanı tutuklanıyor ve en sonunda ana muhalefet lideri için fezleke hazırlanıyor. Hepsi 12 günde oluyor” dedi. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
Sorumlular istifa ederdi
“Uludere’de istihbaratı kimden aldınız diye tekrar soruyoruz. Bu istihbaratı Heronlardan mı aldınız yoksa İncirlik’e konuşlanmış İHA’lardan mı aldınız? Açıkça söylüyorum: İsrail’den mi aldınız, Amerika’dan mı aldınız? Neden gerçeği açıklamıyorsunuz neden halktan gizliyorsunuz? Yoksa bunu açıkladığınızda ülke güvenliğini ihale ettiğiniz odakların halk tarafından öğrenilmesinden mi korkuyorsunuz? Bu olay Avrupa’da olsaydı ne olurdu? Hemen sorumlular görevden alınır savunma Bakanı da istifa ederdi. İstifa etmesi için demokrasiyi benimsemiş olması, halkına saygı duyması ve ar damarının çatlamaması lazım. Dokunulmazlığımın kaldırılması için fezleke hazırlandı. Bunların adil yargısı basılmamış kitabı toplatan, parasız eğitim isteyen öğrencileri aylarca içeride tutan yargıdır. Eski bir genelkurmay başkanının terörist diye tutuklama bu arkadaşlara nasip olmuştur. Önümüzde Deniz Feneri davası varken siz mi adil yargılamadan söz edeceksiniz.”












